www.iclalaydinfan.com

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  

Haberler:

Gönderen Konu: Uçaktayım...  (Okunma sayısı 136 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı DєMєT

  • !!!...::: SiYaH iNCiM :::...!!!
  • Site Yöneticisi
  • İclal Aydın Sevdalısı
  • *****
  • İleti: 10.301
  • Karma: 32
  • Cinsiyet: Bayan
  • ~~19 / 04 / 2009 ~~ İZMİR
    • ~ GaMZeLiM ~
Uçaktayım...
« : Nisan 21, 2010, 08:24:05 ÖÖ »
Siz tatlı uykunuzdasınız. Bense Atlantik Okyanusu üzerindeyim. Bu satırlaryazılırken yani... Yine ortama yabancı bir müzik dinlemekteyim.Uçaktaki çoğu insan uykuya geçmiş durumda... Benim kulaklığımda isegüzeller güzeli arkadaşım Yasemin Göksu’nun yeni albümü UrumeliHatırası’ndan dinlemeye doyamadığım türküler var...

Uçağabinmeden önce havaalanında bu yolculuğun sonunda yayıncıma teslim etmesözü verdiğim yeni kitabımın son satırlarını yazmış, son noktayıkoymuştum aslında... İçim rahat binmiştim uçağa... “Acının defteriniNew York’ta kapadım. Şimdilik...” diye bitirmiştim arka kapakyazısını... Ve fakat... Yasemin’i dinlerken insanın acıyı yazmakta veanlatmakta hep eksik kalacağını ve bu eksikliğin kısa insan ömrününhayrına olduğunu fark ettim... Acının cahili kalmak ne güzel olurdu...

***


Yasemin“Mendilimin Yeşili”ni söylüyor şu anda. Bana albümün hazırlıkaşamasında kayıtlarını ilk dinlettiği akşamdan hiç farklı değilhissettiklerim... Ağlamak, nicedir elektrik direklerine takılı kalmışbir uçurtma gibi gözümde, gırtlağımda... Eh be Yasemin, karmaşama bukadar mı el atar bir insan? Bir de “Arda Boyları”nı söylemişsin, üstüne“Kırmızı Gülün Alı Var” demişsin, o da yetmemiş, “Çalın Davulları”nıeklemişsin... Sen zaten ne zaman derin bir nefes alıp bir şarkıyabaşlasan insanı hüzünlü bir telaş alır...

Yeni bir şeyyaratabilme telaşıdır bu... Sanki eksik kalmış şeyleri anımsatır seninsesin... O eksiği yazarsam tamamlarım zannederim...

Yanımdaoturan yaşlı Alman uykuya aldırmadan durmaksızın yazı yazmamı gözünüher açtığında şaşkınlıkla izliyor; farkındayım. Ama bilse ki yazmak ensevdiğim, en bildiğim dışa vurum yolu... Bu yazıyı başkalarınınokuyacak olması pansumanı kesiklerimin... Bu kadar mı önemli? Bu kadarönemli!

***


Bir uzak uçuşa bakıyor bütünşöhretimiz... Ölümlü küçük bedenin hiçliğini o devasa mimarisiyle habire anımsatan şehirde, New York’ta, şemsiye satan bir sokak satıcısına“ben filancayım” desen umuru mu olur? Bir kısa uçuşa bakıyor başarımız.Bir uçuşta anlamını kaybediyor zihni buruşuk bir defter kâğıdınaçeviren sorunlar, dedikodular, yorumlar... “Eeee” diyorsun kendine,“Eee n’olmuş, n’olmuşum yani?”

“Yükseklik 35 bin feet” diyorönümdeki ekran. Hava sıcaklığını, ulaşacağımız mesafeyi, ayrıldığımıznoktadan ne kadar uzaklaştığımızı söylüyor... Kendi iç dünyamızda uçuşyüksekliğinin sınırı yok elbette... Ama zamanı geldiğinde yapılacak oyumuşak inişte ustalaşmak için kaç kez yere çakılıyor insandüşünsenize...

Uçuşa başladığımız noktadan ne kadar uzaklaştığımızı nasıl hızla unutuyoruz...

Burnumyere her yapıştığında, tekrar havalanmak zorunda olmaktan bıksam dabundan başka bir seçeneğim olmadığını öğrendim artık. Tecrübe denen şeyböyle böyle ediniliyor demek ki...

Ne kadar yüksek, o kadar soğuk... Ne kadar yüksek, basınç o kadar fazla... Ne kadar yüksek, düşmesi o kadar sert...

***


Siz mışıl mışıl uyurken bunları yazan bir uykusuzdum ben...

Hepinizirüyalarınızdaki cennetten, dizlerinizdeki yara izinden, dilinizdekizehirden ve gülüşünüzdeki masumiyetten tanıyorum... Tanıyorum dabirlikte nereye doğru gittiğimizden hiçbir zaman emin olamıyorum... Buyüzden de geleceğimizi bir türlü kestiremiyorum.

Ne dersiniz,ben bu uçaktan indiğimde Anayasa taslağında bir uzlaşma sağlanmışolacak mı? (Bu arada, ben o uçaktan ineli bir hafta oldu...)




 

Bu sayfa 0.11 saniyede 24 sorgu ile oluşturulmuştur