www.iclalaydinfan.com

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  

Haberler:

Gönderen Konu: Kullandığınız cümleler kaderiniz olur!  (Okunma sayısı 67 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı DєMєT

  • !!!...::: SiYaH iNCiM :::...!!!
  • Site Yöneticisi
  • İclal Aydın Sevdalısı
  • *****
  • İleti: 10.382
  • Karma: 32
  • Cinsiyet: Bayan
  • ~~19 / 04 / 2009 ~~ İZMİR
    • ~ GaMZeLiM ~
Kullandığınız cümleler kaderiniz olur!
« : Nisan 01, 2010, 09:14:51 ÖÖ »
Pazarsabahı hava nasıl güzeldi İstanbul’da anlatamam. Bir kız arkadaşımamesaj attım: “Erken kalkmışsın madem, hava da güzel hadi gidip Bebek’tekavga edelim.” Gönderdikten sonra fark ettim ne yazdığımı. Kahkahalariçinde “kahve içelim demek istedim!!” yazdım ama arkadaşımın yanıtıtelefonuma düşmüştü bile: “Hemen geliyorum, bir iki kişiyi depataklarız!”

***


Buluşacağımızyere arkadaşımdan önce gittim. Onu beklerken kahvemi söyledim. Sıradanbir günün sıradan olabilmesinin mucizesi ne büyük diye düşünürkene-mail’leri kontrol etmeye başladım. “Medyatava’da yayınlandı bugün.Yiğit Karaahmet’in mektubu. Mutlaka okumalısın” notuyla bir postagöndermiş bir başka arkadaşım.

Ah be güzelim, ah, kardeşimYiğit... Senin kaleminden bir gün burnumun direğini sızlatacak bir yazıokuyacağım hiç aklıma gelmezdi...

Yazar Yiğit Karaahmet bir süredir cezaevinde. Diyor ki mektubunda:

“Dışarıdakiarkadaşlarımın tanıdığı her şeyle kendisiyle bile dalga geçen Yiğit’iartık ben bile tanıyamıyorum. İstesem buradaki herkes ve her şeylesonsuza kadar dalga geçebilirim. Bazen çok yabancılaşıyorum zaten.Özellikle sabahları tuvalet sırası beklerken, ‘Ne işim var burada? Buinsanlar kim’ diye düşünüyorum. Birçok ego problemim yerle bir oldu.Yeni özelliklerimi keşfediyorum. Bol bol kitap okuyorum. İlk başta buyakalanma süreciyle ilgili neler olduğunu unutmamak için notlar aldım.Yazı denemeleri yaptım. O notları tutuyorum, bazen günlük tutuyorum.Günlüğüm çok korkunç ama aşırı depresif, hiç ben değilim. İnsan neolursa olsun bazı özellikleri de değişmiyor. Ama düşünüyorum da zamanıbaşa alabilsem, hayatı daha değerli yaşardım, kendime bu kadar kötüdavranmazdım. Yılbaşı planları yaparken cezaevine giren biri olarakçıkınca ne yapacağıma dair plan yapmıyorum. Ne zaman çıkacağımıbilmiyorum. Çıkınca bir işim olacak mı; yine gazetecilik yapacak mıyım,onu da bilmiyorum. Ama tuhaf bir cesaret var bu aralar üstümde, her şeyolabilir. Yazmaya devam da edebilirim, elime kalem almak istemeyipbahçıvan da olabilirim. Köyüme dönüp çobanlık da yapabilirim. Hiçbirşey umurumda değil. (...)

Burada öğrendiğim en önemli şeyailemin hayatımdaki varlığı oldu. Yıllar içinde kendimi bir seçimezorlamışım ya sürdürdüğüm hayatım ya da ailem gibi gelmiş... Ailemihayatımın çok dışına itmişim. Her şeyin bu kadar siyah beyaz olmasınagerek yokmuş. Bu olayın başından itibaren, çocukları uyuşturucudaniçeride olan bir aile olmalarına rağmen, sonsuz desteklediler. Kendiüzüntülerini bırakıp benim moralimi yüksek tutmaya çalışıyorlar. Onlarıcezaevinde anladığım için kendime inanamıyorum. Doğru insanlarlaarkadaşlık yapmak gerektiğini de anladım. Uyuşturucunun eninde sonundainsanın hayatını bir şekilde kararttığını anladım. Hiç gerek yokmuş.Haa, bir de yoğurt kaplarını hamam tası olarak kullanabileceğimizianladım.(...)

Tarkan’la hemen hemen aynı suçlamadan, aynıdelillerden, aynı ifadelerden gözaltına alındık. Ama ne oldu? Serbestbırakıldı, adliyeye diğer herkes kelepçeli getirilirken o popstar gibigetirildi. Polisin onun iki kat kapüşonunu açmadan adliyeyegötürmesinin sebebi ne? Deniz Seki, zavallım; 218 gün yattı. Bu şartlaraltında ‘ben neden tutuklandım’ diye soruyorum. Adalet hepimiz içinseben neden buradayım? Adilce, herkesle aynı muameleyi görmek istiyorum;tek dileğim bu.(...)

Bu yıl benim için çok önemliydi; çünkü 2009yılı çok kötü geçmişti. Giderken de sürprizini yaptı zaten ve enönemlisi bu yıl 30 yaşıma girdim. Yaş kutucuğunda yeni bir basamakyani. Buna epey takmıştım, ocak ayıyla birlikte detoksa girmeyiplanlıyordum. İçki, sigara, uyuşturucuyu bırakıp işlere konsantreolacaktım. Bir sürü başlamış ve yarım kalan projelerim vardı. Onlarıbitirecektim. Tüm arkadaşlarıma da bunları söyledim zaten. 2010 dabunun yılı, yeni başlangıçlar yılı olacaktı. Ama bambaşka yöne gittiolaylar... Ben yeni başlangıçlar peşindeyken, şimdi bir ranzaya uzanıpbunları yazıyorum. Tuhaf hisler içindeyim, kendimi günah keçisi gibihissetmiyorum da, kupa papazı oyunda benim elimde kalmış gibihissediyorum. Bu kadar yeni başlangıçlarla dolu olacağını düşündüğümbir yılın, cezaevinde sürmesine inanamıyorum. Elbette yaptığım hatalarvar hayatta. Ben kendimi bu noktaya getirdim. Şu andan itibaren bunlarısöylemek de saçma geliyor. Ama gerçekten yeni bir hayat kuracaktım.Piyangodan çıkan bu oldu; maalesef sakince geçmesini bekleyemiyorum.Sürekli bir yargılama içindeyim; hayatın, tesadüflerin, işaretlerin,sözcüklerin anlamını çözmeye çalışıyorum, kendim için. Bir cevapbulamadım hâlâ, bir cevabı var mı, onu da bilmiyorum. Geçenlerde PaulAuster’ın bir kitabını okudum orada şöyle bir söz vardı: Bazenkullandığımız cümleler kaderimizi oluşturur... Şöyle ki yılbaşı gecesipartisi için ‘Bu yıl her şey daha kötü gidecek’ sloganını kullanmıştım.Tüm parti posterlerinde ve davetiyelerinde bu slogan vardı. Sonuçta bugerçek oldu ve bu cümle gerçekleşti. Şimdi ne düşünmem gerekiyor? Nasılbir hayat yaşıyoruz? Nasıl bir güç bizi ayakta tutuyor? Deliriyormuyum?(...)”

***


Yiğit’in mektubu uzunama benim alanım yeterli değil... Gözlerim dola dola okudum o mektubu.Dayan Yiğit, sen de biliyorsun işte, nasıl başka başlayacaksın hayata.




 

Bu sayfa 0.238 saniyede 27 sorgu ile oluşturulmuştur