www.iclalaydinfan.com

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  

Haberler:

Gönderen Konu: Ertuğrul Özkök şimdi ne yapacak?  (Okunma sayısı 59 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı DєMєT

  • !!!...::: SiYaH iNCiM :::...!!!
  • Site Yöneticisi
  • İclal Aydın Sevdalısı
  • *****
  • İleti: 10.301
  • Karma: 32
  • Cinsiyet: Bayan
  • ~~19 / 04 / 2009 ~~ İZMİR
    • ~ GaMZeLiM ~
Ertuğrul Özkök şimdi ne yapacak?
« : Mart 11, 2010, 09:46:20 ÖÖ »
Benbaba tarafından Elazığ, Karakoçanlıyım. Bir zamanların hızlı devrimçocuğu babam yaşadığı onca maceradan sonra doğduğu yere dönmeyi, oradaher şeye yeniden başlamayı istedi. Evlendi. Üç çocuğu daha oldu.Emekliliğinde köyüne bir çiftlik kurdu. Meyve bahçelerini ve bostanlarıbüyüttü. Hayvanları, arıları ve kitapları ile mutlu olduğunu umutettiğim bir hayat yaşamaya başladı Karakoçan’da...

Yaşamlarınınbüyük kısmı doğu coğrafyasının doğal ve politik afetleriyle mücadeleederek geçmiş bir sülalenin çocuğu olduğumdan uykudan bir acı haberle,sarsıntıyla uyanmak kaderimizdir gibi kabul ediyorum artık...

***


Aileyibölgeden uzaklaştırmak, İstanbul’a, Ankara’ya getirmek istememizerağmen onlar dedemin 1950’de kendi elleriyle yaptığı kesme taşlı, üçkuşaklı evinin sağlam olduğuna tüm inançlarıyla orada kalmaktadirendiler. Dedemin yaşı sürekli bir aile içi tartışmaya nedenolduğundan ben diyeyim 108 siz deyin 101!!! Yani öyle çok savaş,deprem, darbe, jandarma, terörist, baskın, heyelan, sel, tipi görmüşolan, gördüklerinden sonra gözleri kör, kulakları sağır olmuş bu tarihive kudretli adam emretmiş: Sadece kendi çocuklarını değil, evin içinetoplayabildiği tüm akrabayı ve komşuyu toplatıp sabaha kadar küçükkuzenime Kuran okutmuş... Sonra kerpiç evlerin aldığı canları, samankarıştırsan da, sağlam kavakları duvarların arasına çok sık diksen dekimsenin kurtulamayacağını anlatmış durmuş. Kireçten, kesme taştan vesavaştan çorapla dönmekten bahsetmiş...

***


Çocukluğumdaannemle babamın yaz izinlerini geçirdikleri babaannemin evindeki önodada beyaz sabunla saçımı yıkadığını ve o beyaz köpüklü suyun odanınzemininden kayarak, delikten arka bahçeye akıp gittiğinihatırlıyorum... O evin kilerini, üst üste yığılmış kuru ince yufkaları,keçi tulumuna bastırılmış peynirleri ve o kilerdeki meyve kokusunu...Bir sabah gözümü açtığımda tavandaki uzun kavak direklerinden birinekıvrılmış, gözünü bana dikmiş bakan kara yılanı... Yataktan bağırarakfırladığım, babaannemin “Nene kurban, korkmayasın nene kurban aklınçıkmasın” diyerek parmağını damağıma yapıştırıp yukarı çekişini...Şamil abimin yılanı elleriyle tutup çekip, taşa vura vura öldürüşünü...“Hiç iyi olmadı, hiç iyi olmadı! Yuva içinde yılan öldürülmezdi” diyeno yaşlı kadın sesini... Bahçedeki erik ağacına tırmandığım o öğledensonra köyün içinden geçip giden tepesi bidon, yatak, yük doluKovancılar arabasının kaldırdığı tozu anımsıyorum...

Veailemin başlarına gelen onlarca felaketten birini daha geride bırakmışolmanın sükûneti içinde, “Bizi merak etme, sen kendi sağlığına bak, biziyiyiz, her şey bildiğin gibi...” diyor babam. Hiçbir şeyin bildiğimgibi kalmadığını ikimiz de biliyoruz oysa...

***


Diyeceksinizki Ertuğrul Özkök bu yazının neresinden geçiyor peki? Tam da içindengeçiyor aslında... Bu sabah gazetelerdeki deprem haberleri, fotoğraflararasında, köşe yazıları ve polemikler sofrasında Ertuğrul Özkök’ünyazısına takıldı gözlerim. “Şuraya yazıyorum, arabesk dönüyor” diyordu.Bir önceki yazısı kırmızı halıdan haremine kattıklarıyla ilgiliydi.Ondan önceki “Ve Allah elli yaşındaki kadını yarattı” başlığınıtaşıyordu...

“Ertuğrul Özkök yayın yönetmenliğini bıraktışimdi ne yapacak” diye sormuştu bir arkadaşım. “Galiba bir iki ay devameder eski alışkanlığına. Sonra yeni bir oyun kuracaktır. Biraz onunlaoyalanır. Ardından, yeni bir hayatı keşfetmeye başlar, derken bundanzevk alır. Ve nihayet sorumluluk olmadan yaşamanın keyfine ulaşır.Sonunda da bize şahane ’hayat’yazıları yazmaya başlar” demiştim... Amahepsi için verdiğim süre sekiz-dokuz aydı.

Zaman hızlı geçiyor,doğru. Bir siyahın ABD Başkanlığı için “ancak 2030’da” deniyormuşvaktiyle. Bir imam hatiplinin Türkiye liderliği için 2050’ler tahminediliyormuş...

Bence şimdi Ertuğrul Özkök siyah beyaz Parisanılarından çıkacak ve Karakoçan-Kovancılar arabasına binecek. Üzerindepeynir bidonları, biber çuvalları yüklü, ter kokan o minibüse yani...Yeni görmeye başladığı Türkiye’yi anlatacak bize... Kerpiç evle, kesmetaş ev arasındaki bahçelerden elma yiyecek... “Şuraya yazıyorum cennetikeşfettim” diyecek. Galiba çok sürmeyecek bu da...




 

Bu sayfa 0.114 saniyede 23 sorgu ile oluşturulmuştur