+- Kimler Online
5 Guests, 0 Users
+- Son mesajlar
alttakine şarkı armağan et by _UMUTPERİSİ_
Haziran 20, 2010, 11:30:34 ÖÖ

İstanbul İmza Günü - Tepe Natilius - megaVisyon (23.05.2010) by DєMєT
Haziran 05, 2010, 11:32:20 ÖS

İclal Aydın Düşmanlığı Var by _UMUTPERİSİ_
Mayıs 31, 2010, 05:10:40 ÖS

Kağıt Kesikleri by ixlam™
Mayıs 31, 2010, 02:39:24 ÖS

İclal hnm ı görebilmek için neleri göze alırdınız.... !!! by sahin.216
Mayıs 30, 2010, 07:18:25 ÖS

Bir Kaç İclal Aydın Resimleri by _UMUTPERİSİ_
Mayıs 11, 2010, 06:25:14 ÖS

KaRıŞıK 7! by _UMUTPERİSİ_
Mayıs 10, 2010, 08:02:47 ÖS

Şarkıcının İsmini Yazın Alttaki Ondan Bir Şarkı Yazsın by _UMUTPERİSİ_
Mayıs 06, 2010, 11:04:54 ÖS

yeni yeni resimler 3:) by _UMUTPERİSİ_
Mayıs 05, 2010, 08:58:59 ÖS

Iclal aydin by _UMUTPERİSİ_
Mayıs 05, 2010, 08:32:26 ÖS

Gönderen Konu: Çorak topraklar üzerinde ‘darbe’...  (Okunma sayısı 121 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı DєMєT

  • !!!...::: SiYaH iNCiM :::...!!!
  • Site Yöneticisi
  • İclal Aydın Sevdalısı
  • *****
  • İleti: 10.285
  • Karma: 32
  • Cinsiyet: Bayan
  • ~~19 / 04 / 2009 ~~ İZMİR
    • ~ GaMZeLiM ~
Çorak topraklar üzerinde ‘darbe’...
« : Şubat 02, 2010, 01:04:16 ÖS »
Sixto Martinez, askerlik görevini Sevilla’deki bir kışlada tamamladı.

Kışla avlusunun orta yerinde küçük bir bank vardı. Bu küçük bankın başında bir er nöbet tutardı. Bankın neden korunması gerektiğini bilen yoktu ama nedeni bilinmeksizin yirmi dört saat başında nöbet beklenirdi. Her gün, her gece...

Nöbet emri bir subay kuşağından bir sonraki subay kuşağına geçiyor, erler de emre itaat ediyorlardı. Herhangi bir kuşku belirten çıkmadığı gibi soru soran da olmuyordu. Bu iş böyle yapılıyordu ve hep böyle yapılageldiğine göre bir nedeni olsa gerekti...

Durum böylece sürüp gitti...

Ta ki günün birinde generalin ya da albayın biri emrin aslını görmek isteyinceye kadar. Bu kişi bütün dosyaları karıştırmak zorunda kaldı. Epey araştırdıktan sonra aradığını buldu. Otuz bir yıl, iki ay, dört gün önce bir subay o küçük bankın başına bir nöbetçi dikilmesini emretmişti...

Yeni boyanmıştı, henüz ıslak olan boyanın üzerine kimse oturmasın diye!

***


Yukarıda okuduğunuz satırlar güney Amerikalı yazar Eduardo Galeano’nun “Kucaklaşmanın Kitabı” isimli notlarından... Okuduğunuz satırların başlığı ise “Bürokrasi...”

Nasıl tanıdık, ne kadar yakın, nasıl “anlaşılabilir” bir durum bizler için de...

“Güneş Güney Amerika’yı nasıl kavuruyorsa Anadolu’ya da aynı ışığı düşürüyor” demişti Güney Amerikalı bir yazar... Oyun ve roman yazarı bir akademisyen, Arjantin doğumlu Ariel Dorfman...

1993’te Almanya’da bu yazarın bir oyununu oynamıştık.

Şili’de 1974’te, Salvador Allende yönetimine karşı, CIA destekli General Augusto Pinochet ve ordusunun yaptığı darbenin ardından, ülkedeki aydınlara, öğrencilere, emekçi ve devrimcilere yönelik kaçırma, işkence, yargısız infaz ve ağır hapis olaylarının bıraktığı izleri anlatan “Ölüm ve Kız” isimli bir oyundu.

Oyunun hikâyesi kısaca şöyleydi: Benim oyandığım Paulina Salas ve kocası Gerardo Escobar, Pinochet döneminde ülkeden kaçmaya çalışanlara yardım eder. Paulina bir öğleden sonra sokakta yürürken göz altına alınıp, ağır işkenceye maruz kalır. Yıllar sonra kendisine Schubert dinleterek işkence eden doktorla yolu kendi evinde kesişir. Kocası Gerardo sözü geçen önemli bir siyasetçi olmuştur. Ama Paulina için artık intikam vaktidir.

Ancak... Diktatörlükten kırılgan bir demokrasiye geçişin güçlüklerini yaşayan bu ülkede, barışçı bir adaleti savunan mı, yoksa birebir öç almak isteyen mi haklıdır?

Ariel Dorfman oyun boyunca bunu sorgular...

***


Oyunda rol aldığımda henüz 23 yaşında bile değildim ve tüm tecrübem ülkemin ve benden önceki kuşağın şahit olduğum acılarından ibaretti. O yıl bu oyun filme alınmıştı. Glenn Close, Richard Dreyfuss ve Gene Hackman’ın rol aldığı film hoş bir tesadüf, aynı tarihte gösterime girmişti...

Ariel Dorfman oyunumuzu izlemeye Şili’den Berlin’e geldi... Oyundan sonra sahneye davet ettik ve bir konuşma yaptı. Berlin’e gelirken uçakta yaşımı duyduğunda bu rol için çok genç olduğumu ve bu yüzden beklentisini hayli aşağı çektiğini söyledi. Belki de gencecik bir oyuncuyu motive etme amaçlı gereğinden fazla övgüyle dolu bir konuşmaydı ama bir bölümü var ki hiç unutmadım.

“Bu genç hanım bu rolü çok başarılı oynuyor, çünkü darbe bir ülkeye ne yapar iyi biliyor. Çünkü onu ülkesini de güneş, Arjantin’i, Şili’yi, Bolivya’yı kavurduğu gibi kavuruyor... Yine de bu oyunu kırklarına geldiğinde bir kez daha oynamasını isterim. O vakit bu gözler, atamadığı kederlerin yükleriyle dolu olacak...”

***


Gözlerime atamadığım kederlerin yükü doladursun ben bugünlerde yine Orhan Kemal romanları ile Latin Amerika yazarlarının kitapları arasına sığındım... Aynı sıcak, çorak, yağmurlu, bereketli, kederli toprakların çocuklarını okumak hayatın şifa dolu coşkusunu unutmama engel oluyor...

Güneş çatlamış toprakları yakarken ansızın yağan yağmurun toprağa düştüğü o ilk anda yükselen koku geliyor aklıma...

Çorak toprakların dirençli çocuklarını okumak, kırılgan demokrasimize ve sallana sallana zemine oturmaya çalışan yeni yaşam biçimine ve sonunda yolunu bulup ummanlara akacak o büyük adalete inancımı yeniliyor...






 

Bir www.iclalaydinfan.com projesi.